MUTFAK

Marka Başvurusunun Reddi - Neden Tescil Talebinde Bulunmamalısınız?

Başlamadan önce bazı çok önemli noktaların üzerinden geçelim...


   Ticari markanın ne olduğu konusunda hafızanızı buradan tazeleyebilirsiniz.


  Ticari markalar; bir taraftan piyasa oyuncularına ürün ve hizmetlerinin isimleri üzerinden rekabet etme şansı tanırken diğer taraftan da o ürün ve hizmetlere ait isimler birbirine çok benzediğinde araya girerek hak sahipleri için koruma sağlar. Diğer bir deyişle kendinizi Nike olarak adlandırıp ayakkabı satamazsınız. Zira hali hazırda bu isimle ayakkabı satan bir şirket vardır ve işe sizden çok önce başlamıştır. Fakat Nike Su Tesisatları olarak armatür pazarlamanızda sorun yoktur. Basitçe söylemek gerekirse, bir ürün ya da hizmetin adı o ürün ya da hizmeti kimin sattığı ile ilgili olarak tüketicilerin kafasını karıştırmamalıdır.


  Bir markayı yalnızca ticari olarak kullanmakla dahi birtakım haklar elde edersiniz. Ancak markanın tescili, bu hakları genişletir ve daha da önemlisi ülke sınırları içerisinde size bir tür tekel hakkı verir. Marka tescilinin daha başka ne gibi sonuçları olacağı ile ilgili detaylar için lütfen buradan devam edin.


İyi planlanmış her marka başvurusunun ilk adımı kapsamlı bir ön araştırmadır. Ticari markanızın Türk Patent ile bir şansı olup olmadığını tespit etmek için herhangi bir araştırma yapmadıysanız, başvurunuzla alakalı her sonuca açık olmalısınız. O nedenle bir an evvel ön araştırmanızı tamamlasanız iyi edersiniz.


Peki bu araştırma neden bu kadar önemli? Bu soru temel olarak marka hukukunun karmaşık yapısına işaret eder. Aynı zamanda Google ya da Türk Patent Çevrimiçi Araştırma Uygulaması üzerinden yapılacak “doğrudan” araştırmaların yeterince kapsamlı sonuçlar vermeyecek olması da ön araştırmayı bu denli mühim kılan sebeplerdendir. Elbette bu yöntemlerle de sonuç alınabilir. Lâkin bu, saatler ya da belki günler sürecek bir mesai demektir ve herkesin bu kadar vakti olmayabilir.


Ticari Markalarda “Ayırt Edicilik” Meselesi


Biraz da Türk Patent’in bir ticari marka başvurusunu kabul veya reddederken kullandığı kriterler ile sıradan tüketicinin algısı arasındaki paralellikten bahsedelim. Türk Patent, neyin bir marka olarak tescil edilip neyin edilemeyeceği konusunda oldukça detaylı bir standart havuzuna sahiptir. Bu tutarlı bir durumdur zira eğer böyle olmasaydı birden çok işletmenin benzer ürün ve hizmetler için, birbirine çok yakın ticari markaları tescil ettirmesiyle “marka” kurumunun tüm varlık sebebi ortadan kalkmış olurdu.


Asıl konuya gelirsek; markanızın Türk Patent nezdinde tescil edilebilmesi için, daha önceden tescil edilmiş markalarla arasında “ayırt edilemeyecek derecede benzerlik” bulunmadığı yönünde “genel bir intiba” aranır. Öyle ki, “ayırt edilemeyecek derecede benzerlik” kavramı Türk Patent açısından mutlak bir red sebebidir. Tüm başvurularda bu kriter üzerinden değerlendirme yapılır. Elbette incelmeye konu bazı başka kriterler de vardır. Ancak bu yazı kapsamında sadece “ayırt edilemeyecek derecede benzer olma” kavramına yer veriyoruz. Her ne kadar sizin markanızda, benzerlik iddiası ileri sürülen o tescilli markada yer almayan ek bir kelime de bulunsa, başvurunuz reddedilmekten kurtulamayabilir.


Bir saniye, Bana Bir Örnek Lazım!


Örneğin; “Muz” isimli bir şapka üreticisi varken şapkalarınızda kullanmak üzere “Mor Muz” markası için başvuruda bulunmak isterseniz, Türk Patent bu talebi ayırt edilemeyecek derecedeki benzerlik nedeniyle reddedebilir.


Gördüğünüz gibi, Türk Patent tescil için o kadar da yumuşak bir politika izlemez. Öyle ki; birden fazla kelime unsuru içeren markalarda, kelimelerden en az birisinin farklı olması markaların “ayırt edilemeyecek derecede benzer olmadıkları” anlamına gelmeyecektir. Aynı şekilde tam tersi de mümkündür. Bu da bizi, böyle bir inceleme yapılırken hangi hususların dikkate alınacağı sorusuna götürür.


Birden çok kelime içeren marka kullanımlarında, ayırt edilemeyecek derecede benzerlik değerlendirmesi yapılırken en önemli referans noktası ortalama tüketicinin algısıdır. Bunun dışında; farklı nitelikteki kelimenin markaya ek bir ayırt edicilik kazandırıp kazandırmadığı, önceki markanın toplumdaki bilinirlik düzeyi, sonraki markanın ek kelime unsurlarıyla birlikte bütünsel bir anlam kazanıp kazanmadığı gibi sorulara da yanıt aranır.


Bir başka konu ise; Türk Patent’e “Mor Muz” markasıyla yaptığınız başvurunun “ayırt edilemeyecek derecede benzerlik” nedeniyle reddedilmesi halinde, bu durumun “Muz” şirketinin ticari marka haklarını ihlal ettiğinizin somut bir delili olmasıdır. Yani eğer dava edilmek istemiyorsanız “Mor Muz” markasına en kısa sürede elveda demelisiniz. Evet, hiç hoş değil. Bununla birlikte eğer “Mor Muz” markasını kullanmaya devam eder ve bir şekilde “Muz” şapkalarının dikkatini çekerseniz, sonucu biliyorsunuz. Ama belki de çekmezsiniz?


Uzun Lafın Kısası


Şimdi; başka bir kişi ya da şirkete ait marka haklarını bilerek ihlal etmenizi hiçbir şekilde tavsiye etmiyoruz. Şunu unutmayın, “Muz” vs. “Mor Muz” çatışması tamamen kurgusal bir örnektir. (Zaten kim bir mor muz şapkası isterdi ki!?) Bu sebeple, ne tür kullanımların ihlal olarak değerlendirileceğine ilişkin kesin bir emsal olarak düşünülmemelidir. Bu yazı kapsamındaki açıklama ve örneklendirmelerimiz yaşanabilecekler hakkında bir projeksiyon sunmak amaçlıdır. Fakat, ticari marka meselesi oldukça karmaşık bir konu olup çoğu zaman derinlikli bir strateji talep eder. Bu sebeple markanızı kullanmaya başlamadan veya bir marka başvurusunda bulunmadan önce yetkin bir avukatla konuşmanızı öneriyoruz.


14/06/19



İlgili Kaynaklar:


Sorumluluk:  Bu sayfa altında sağlanan içerik tamamıyla bilgilendirme amaçlı olup hiçbir şekilde reklam, tanıtım vb. adlar altında değerlendirilemez, hukuki tavsiye olarak yorumlanamaz ve izinsiz olarak kullanılamaz. Bu makaleyi okumanız bizimle avukat - müvekkil ilişkisi kurduğunuz anlamına gelmeyecektir. Eğer daha detaylı bilgi edinmek isterseniz, Cihangir Hukuk yardımcı olmaktan memnuniyet duyar. Bize buradan ulaşabilirsiniz.